eng

Yürütme Kurulu Başkanımız Işıl Arıdağ’ın Mediacat Dergisi’nde yayınlanan yazısı. << Geri Dön

Işıl Arıdağ

Ünite İletişim Yürütme Kurulu Başkanı

 

Ünite İletişim olarak uluslararası ağına dâhil olduğumuz Edelman Grubu’nun her yıl yayınladığı Trust Barometer 2017 Global Report’a göre güven, tüm dünyada son 17 yılın en düşük seviyesinde ve kritik eşiğin altına inmiş durumda.

 

Toplumsal hassasiyetin zirve yaptığı bu dönem, gelecek planlaması için en önemli kriter olan referansların kaybolduğu ve ezberin bozulduğu bir dönem. Markaların toplumu daha iyi gözlemlemesini ve dinlemesini gerektiren bir dönem. Psikolojik ve sosyolojik yeni davranış  modellerini dikkate alarak ilerlenmesi gerektiren bir dönem. İnsan ve topluma dokunan her hareketin temkinli yürütülmesi gereken bir dönem. Her hedef kitlenin yeniden tanımlanması, hatta bu hedef kitlelerin altında özel ve özellikli gruplara ayırarak, her gruba özel iletişimin yapılması gereken, bu nedenle de her markanın iş yapış şeklini gözden geçirmesi gereken bir dönem. Bu dönem, araştırmaya dayalı, toplumun hassasiyetlerine hakim, doğru ve sağlıklı iletişim yönetiminin elzem olduğu bir dönem.

 

Dönemin gerçeğini dikkate almayan kurum ve markalar, her an krize gebe. Krizlerini alevli ve aleni bir şekilde yaşıyor zaten.   

 

Dijital ve mobil gelişmeler öncesinde zamanında yerinde çembere alınabilen, yangın başka yerlere sıçramadan kontrol altına alınan krizler, kasıtlı veya kasıtsız olarak sosyal medyanın itici gücüyle, hızla kontrolsüz bir biçimde yayılıyor ve geçmişteki negatif izler ile harmanlanıyor.  Günümüz krizlerinde iletişimi yönetmek için sadece toplumsal hassasiyetleri bilmek de yetmiyor. Sosyal medya dinamiğini iyi kavramak, sürekli izlemek, veriyi çok hızlı analiz etmek, tespitleri çok hızlı yapmak ve çok hızlı aksiyon almak gerekiyor. Krizde iletişim yönetiminin esası asla değişmemekle birlikte;  ‘hız’  büyük bir önem arz ediyor.  Bu nedenle kriz öncesi, olası tüm senaryolar üzerinden hazırlık, doğru yapılanma ve planlama ile simülasyon programları her zamankinden daha değerli hale geliyor. Ancak bu şekilde krizi ‘paniklemeden’ tutarlı bir şekilde yönetmek ve kriz sürecinde ekstra iletişim krizi yaratmamak mümkün oluyor.   

 

Son dönemde kamuoyunda gündem olan ulusal ve uluslararası krizlerin ortak noktası şu; bir birey yaşadığı, tespit ettiği veya hissettiği gerçek veya gerçeküstü durumu paylaştığı anda, mesajı toplumun bir kesimi tarafından mutlaka sahipleniliyor. Kişisel hassasiyetler ve kişisel tepkiler, o kişilerin üye olduğu topluluklara ulaşıyor, toplulukların birleşmesi sayesinde çığ gibi büyüyor ve giderek derinleşiyor. Dolayısıyla krizin çıkacağı merkezin önceden tespit edilmesi yetmiyor; yayılacak alanların da öngörülmesi gerekiyor.